Gençlere Sesleniyorum – 57 HAYATIMIZI KUR’AN İLE AYDINLATALIM

Sevgili Gençler!…

Yüce Rabbimiz, Kur’ an-ı Kerim’ de mealen şöyle buyuruyor:

“Ey insanlar, size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine şifa olan bir kitap geldi ki müminler için Rahmet ve hidayettir.” (Yunus Suresi,85)

“Gerçek bu Kur’ an(insanları) öyle bir şeye(yola) doğrultup götürür ki o, en adil ve en doğru bir (yol)dur. Güzel güzel amel(ve hareket)lerde bulunan müminlere kendileri için muhakkak bir ecir olduğunu da müjdeler O.” (İsra,9)

“Eğer biz Kur’an’ ı bir dağ başına indirmiş olsaydık muhakkak ki o dağı Allah korkusundan baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misaller(yok mu?) işte biz onları insanlar düşünsünler diye veriyoruz.”(Haşr,21)

Kur’an, küfür ve isyan kirleriyle kararmış, imansızlık hareketiyle katılaşmış, şefkat ve merhamet duygularından mahrum, insani düşüncelerden uzak olan kalpleri yumuşatır, hidayete açar. İmanın barınacağı tertemiz bir yer haline getirir.

Ruhi bunalımlar, manevi buhranlar içerisinde kıvranıp duran, dünyasından ve hayatından bıkmış, usanmış, artık tahammül edemeyerek intihara teşebbüs eden, dert ve ızdıraplardan, sıkıntılardan bir türlü yakasını kurtaramayan insanlar.

Kur’an’ın şifa ve rahmet kaynağından nasip aldıkları zaman derhal kötü durumlardan kurtulur, huzur ve mutluluğa kavuşur. Dünya ve ahiret saadetini temin eder.

Kur’an hükümlerine boyun eğen, ona teslim olup icaplarını yerine getiren, onunla amel eden, hal ve hareketlerini, konuşmalarını ona göre düzene koyan, yolunu Kur’an’ın ilahi nuruyla aydınlatan, Kur’an’a kopmaz bağlarla bağlı olan bahtiyar insanları şerli mahlukların şerrinden korur.

Kur’an; inanarak okuyanları için rahmet ve hidayettir, bir şifa kaynağıdır. Kur’an okuyanın kalbi Kur’an’ın nuruyla dolar.

Okuyanın yüzünde ilahi nurlar tecelli eder. Kur’an’a sahabe misali sarılan insan, gerçek mümin olur.

Gerçek mümin de Kur’an’da yasaklanan, haram kılınan yerlere asla gidemez. Kur’an’da yapılması çirkin görülen işlere asla tevessül etmez. Mümin, Kur’an ahlakı ile ahlaklanmaya çalışır.

Cihanın bir defa gördüğü ve bir daha göremeyeceği Kainatın Efendisi Rasul-i Ekrem(S.A.S) bizlere büyük bir müjde veriyor:

“Gerçek bu Kur’an Allah’ın ziyafet sofrasıdır. Gücünüz yettiği kadar onun ziyafetini kabul edin. Muhakkak, bu Kur’an Allah’ ın kopmaz ipidir. Apaçık nurdur. Faydalı bir şifadır. Kendisine yapışana tam bir koruyucudur. Uyana kurtuluş yoludur. Haktan gayrine meyletmez ki kınanıp tekdir olunması istensin. Eğrilmez ki doğrultulsun. Acibe ve garibelerinin sonu gelmez. Çok tekrar edip okumakla eskimez. Siz Kur’an’ı okuyun. Allah sizi her harfinin okunması üzerine 10 hasene ile mükafatlandırır. Ama ben (elif lam mim) bir harftir demiyorum. Belki “Elif” bir harf, “lam” bir harf, “mim” de bir harftir…” (Riyazu’s-Salihin, C.2,S.341)

Hem Kur’an-ı Kerim’i okumalı, hem de onunla amel etmeliyiz. Yalnız okumak insanı kurtarmaz.

Bir insan, Kur’an okuyor fakat onunla amel etmiyorsa ahlakı Kur’an ahlakından değilse, dili ile Kur’an okuyor, kalbiyle İslam’ ın haram kıldığı şeyleri düşünüyorsa o insanda hayır yoktur. İlmiyle amel etmemektedir.

Böyle insanlar tehlike arz ederler. Böyle insanlar felaketlerden kendilerini kurtaramazlar. Sözleriyle hareketleri, dilleriyle kalpleri birbirine uymadığı için bunlarda ilahi azaba düçar olurlar.

Sevgili Peygamberimiz (S.A.S) Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde mealen:

“Allahü Teala şu Kur’an’la(amil olan) kavimleri yükseltir ve onun izinden gitmeyenleri alçaltır.”(A.g.e., C.2, S.341) buyuruyor.

Sevgili Gençler,

14 asır evvelinden günümüze kadar tarihi seyri açısından insanlığa bir göz atacak olursak görürüz ki, Kur’an’a sımsıkı sarılan, onun icaplarını yerine getiren, O’nun hükümlerine riayet eden, nurunu, feyzini, kuvvetini Kur’an’ dan alan, ruhunu Kur’an’la doyuran, hadisler karşısında Kur’an’ı hakem tayin eden milletler, yükselmiş ve ilerlemiştir. Huzur içinde yaşamıştır. Birbirlerini sevgi ve kardeşlik duygularıyla kucaklamışlardır.

Peygamberimiz (S.A.S) Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde mealen:

“Kur’an oku da yüksel. Okuduğun nispettecennet basamaklarından yukarı çık. Dünyada tertil üzere okuduğun gibi cennette de öyle oku. Çünkü senin cennette yerleşeceğin yer, okuduğun ayetin son noktasıdır. Ne kadar okursan, o kadar yükselirsin.” (a.g.e., C.2, S.344) buyuruyor.

Yine bir hadis-i şeriflerinde Rasul- i Ekrem (S.A.S):

“Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve onu öğretenlerdir.”(A.g.e., C.2, S.341)

Bir diğer hadis-i şeriflerinde ise:

“İki kimse gıpta edilmeye şayandır. Birisi Kur’an öğrenmiş olup onunla gece gündüz meşgul ve muktezasıyla amil olandır. Diğeri de Allah’ ın kendisine mal ihsan ettiği kimsedir ki, gece gündüz o malı Allah yoluna sarf eder.”(A.g.e., C.2, H.No:997) buyuruyor.

Kur’an’dan yüz çeviren, ona dil uzatan, onun hükümlerine karşı çıkan, bu yüzden kalpleri katılaşmış, gözleri kararmış, kulakları sağırlaşmış kişiler de daha dünya hayatında iken büyük felaketlere, bela ve musibetlere, dert ve ızdıraplara düçar olmuşlardır.

Eşsiz insan, alemlere rahmet olarak gönderilen Fahr-i Alem (S.A.S) Efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde mealen:

“Kalbinde hiçbir ayet bulunmayan kimse, harap(olmuş) bir ev gibidir.” (A.g.e., C.2, S.343) buyuruyor.

Kur’an’dan mahrum olan bütün iyilik ve güzelliklerden de mahrum olur. Ahlaki faziletlerinden uzak, şeref ve haysiyetinden bihaber, insanlık meziyetlerinden yoksun olur. Bu da felaketlerin en korkuncudur.

Kur’an’dan uzaklaşmış, insanca yaşamaktan uzaklaşmış demektir. Kur’an’a dil uzatmak, adileşmek, hayvanlardan daha aşağı bir seviyeye düşmek demektir.

Kıymetli Gençler!

Geliniz, Allah kelamı olan Kur’an’ın rahmet ve hidayet deryasına dalalım, onun şifa kaynağından nasibimizi alalım. Yolumuzu Kur’an’ın ilahi nuruyla aydınlatalım. Ahlakımızı onunla güzelleştirelim. Kalbimizi günah kirlerinden temizleyerek onun feyziyle dolduralım. Yaşayışımızı ona göre düzene koyalım. Onun hükümlerini tam olarak tatbik edip Allah’ın rızasını kazanalım. Kur’an’la yaşayalım ki, Peygamberimiz(S.A.S) Efendimizin şefaatine nail olalım. Evliyaullah’ın ve gerçek müminlerin sevgisini kazanalım.

Sevgili Gençler,

Evliyaullahdan Şakik-i Belhi(k.s) hazretlerinin şu güzel sözünü burada zikretmeden geçmek mümkün değildir.

“Ey insanlar, eğer ölü iseniz mezara giriniz. Eğer deli iseniz tımarhaneye gidiniz. Yok eğer akıllı kimselerseniz (Allah yolunda) Allah kelamı olan Kur’an okuyunuz.”

Evet soruyoruz:

Ölü müyüz, deli miyiz, akıllı mıyız? Kendi kendimizi muhasebeye çekelim. Eğer Kur’an’dan mahrum isek ölüyüz. Hem de yaşayan ölü…

Eğer dilimizle Kur’an’a inandığımızı ifade ediyor, hal ve hareketlerimizle, yaşayışımızla bunu ispat edemiyorsak deliyiz.

Yok eğer Kur’an’ı okuyor, onunla amel ediyor ve onu başkalarına öğretiyorsak, işte o zaman akıllıyız.

Hz. Ali(K.V) rivayet ediyor.- Ben Peygamber(S.A.S)’ den duydum. Buyurdu ki:- Uyanık olun, bir fitne olacak. Dedim ki:- O fitneden kurtulup çıkmanın çaresi nedir ya Rasulullah: “Buyurdular ki:-Allahü Teala’ nın kitabına (yani Kur’an-ı Kerim’e) sarılmaktır. Onda sizden öncekilerin ve sizden sonrakilerin haberleri vardır. Aranızdaki şeyleri halleden hükümlerle doludur. O hakla batılı birbirinden ayıran tam bir ayrımdır, lüzumsuz ve latife yollu değildir. Onu biri katı kalpliliğinden dolayı terk ederse Allahu Teala rahmetinden uzaklaştırır. O, Allah’ın kopmaz ipidir. Hikmet ile dolu bir öğüttür. Hakka giden dosdoğru bir yoldur. Evet o öyle bir kitaptır ki, nefsin kötü arzularına uymuş sapıklar, onunla haktan hakkın gayrine meyletmezler. Diller ona biri diğeri sanılacak surette benzeyemez. Alimler ondan doymaz. Çok tekrar edilmekle eskimez. Acibeleri bitmez, tükenmez. O öyle hikmetle dolu bir kitaptır ki: “Gerçekten biz acaib bir Kur’an dinledik. O bizi hakka ve doğruya erdiriyor. Biz de ona iman ettik sözü tasdik olunur. Onunla amel eden er geç mükafatlandırılır. Onunla hükmeden adalet etmiş olur. Ona davet eden dosdoğru yola yönelmeyi sağlar.”

Ey Rabbim, bizleri Kur’an’a kopmaz bağlarla sımsıkı bağlanan, onunla amel eden bahtiyar kullarından eyle. (Amin).

&s tarafından.|2023-12-06T21:32:34+00:00Aralık 6th, 2023|Makaleler|Yorum yok

Siz de fikrinizi belirtin

Go to Top